Yazarport  

Eposta: Şifre:
08 Eylül 2010 Çarşamba - 04:26

Murat Çetin Murat Çetin - yzcmurat(et)gmail(nokta)com

25 Ekim 2007 Perşembe

Edebiyat

Gelin eyledim (1)

Kafamın içindekilerle masamın üzerinin dağınıklığının yarıştığı bir zamandı telefonun sabırsızca çalışı. ahizedeki sesin sahibi gönlümün tek ilacı, cananımdı. yaklaşık bir haftadır görüşemiyorduk..şelale altına gözü kapalı girmiş gibi olurdum tatlı sesini her duyuşumda. titreyen bir sesle
-Muradım, ne yap et yarın mutlaka istanbula gel diyordu, sebebini sorma, ısrar etme mutlaka gel diye olumsuzluk yollarına taş yuvarlıyordu.
ne yalan söyleyeyim bende çok özlemiştim.
gelirim cananım gelirim dedim başım dönerek. gökteki yıldızları bir bir toplayıp ipek saçlarına taç yapıp, ayışığından yumuşak buseyi yanağına kondurup vedalaştım.
..
gecenin sabrına denk sabırla uzandım bir süre yatağa. bayram sabahına kalkan çocuklar gibi yüreğim pırpır fırladım yataktan. yastığıma, gözlerimden bırakamadığım bir tutam uykunun, iki mislini ödeme sözüyle çıktım odadan. Bulabildiğim en erken vaktin şehirlerarası otobüsüne kendimi emanet ederek kuruldum koltuğa.
içimde sıkıntı ve huzurun amansız cenginde, huzurun galip gelmesi şerefine yudumladım ikram edilen kahveyi...
yol şeritlerine sabitlenen bakışım, zamana dalıp, hatırıma, yağmurlu bir ikindi vaktindeki monitöre yansıyan outlook iletisini getirdi. canan isimli tanımadığım birindendi. minicik bir yorumuma devasa öfkesini sermişti mailin her karesine. sandımki, monitörden çıkıp boğazıma sarılacak. kızgın sobanın üzerindeki kestaneleri çıplak elle çevirir gibi çekine çekine kısa cevap yazmıştım. beni yanlış anladığını, amacımın çok farklı olduğunu buram buram terleme eşliğinde belirtmeye çalıştım. göndere bastığımda yutkunamadığımın farkına varmıştım. nedendir bilinmez ilk kez bu kadar ciddiye alarak yanıtlıyordum bir maili. kalbimi teskin ededururken cevap geldi. açmaya korkuyordum. en sonunda erkeklik duygusu ağır basmış ve açıvermiştim. her kelimesinde gözbebeklerimin biraz daha büyüdüğünü hissediyordum. yumuşamış ve mahcup bir edayla özür diliyor ve o anki halet-i ruhiyesine suçu yıkıp, beraatine kavuşma telaşındaydı. rayına oturup sakin sakin ilerleyen lokomotife dönen kalbim, kireç beyazına dönen aklıma eşlik ederek bol gülücüklü yanıtıma güzellik ve samimiyet katmıştı. günler ayları kovaladı, aylar yılı devirdi ama kalplerimizi yakınlaştırmıştı.. gecemiz gündüzümüz birbirimiz olup çıkmıştık. kablolu ve kablosuz iletişimler yetmiyordu artık. Duramıyorum geleceğim istanbula dediğimde, dört gözle beklediğini öğrenince kanatsız hazerfendim sanki.
büyük gün gelip çatmıştı. gülhane parkı girişinde karşılaştı iki çift göz. hafızalara kazınan fotoğraflarımız, yabancılık çektirmedi. yüreklerimizse zaten yabancı değildi. iki yana açılan kollarımızda sevgileri toparlayıp birbirimizin sırtında bıraktık sımsıkı...
maviye çalan buğulu yeşil gözlerinde kayboldum, o ise hasret kavruyu gözlerimde... ensemizde patlayan korna sesiyle tekrar kavuştuk.
- kumrular, koca park yetmezmi, yolu bari azat edin cümlesiyle keletlenen ellerimiz ve yüzlerimizdeki tebessümle yol verip sıcaktan bunalan taksi şoförüne, ilerledik etrafı rengarenk çiçeklerle kaplı yoldan. rengiyle, kokusuyla ihtişamıyla tüm çiçekleri kıskandıran çiçeğim yanıbaşımdaydı.. bir mavi nazarlık alıp boynuna takmıştım. nazar değmesin istiyordum çaydanlıktan çıkan cinin güç yetiremeyeceği, masal adasından sırf bizim için kaçan rüya birlikteliğimize.. istanbul, marmara, yedi tepe bizim için süslenmişti adeta. elimizi hiç bırakmadık o gün, birbiri için atan kalplerimizin bağlılığı gibi.
...
enfes bir rüya gün yaşamıştık.. saatler su gibi aktı geçti.. ayrılmak çok zor gelmişti. gökyüzü bize acımış olacakki, o ağladı bizim yerimize.. yere basmayan ayaklarımızla yürüyorduk. birden durup sımsıkı sarılmıştı ve kulağıma yemin ederim ayrılmam demişti. masum gözlerinde samimiyeti ışıldamıştı. bende cananım bende..
...
yakası kurdeleli, huzur şampiyonu bir gündü mazimizde..
...
sonra her fırsat bulduğumuzda aynı heyecanı, sabit atmosfer eşliğinde yaşadık..
tatlı bir gülümsemeyle koltuğu geri yatırıp, gözlerimi yumdum, yüreğim getirip sevdiğimi gözkapaklarımın arasına sıkıştırdı.. huzur buydu işte..
...
yeşillik ve rengarenk çiçeklerin harman olduğu bir yerde yürüyordum. karşımda bembeyaz bir güvercin çıkıverdi. kaçmamıştı, avucuma alıp sevdim okşadım. birdenbire elimden canhavliyle uçuverdi..ne olduğunu anlayamamıştım. peşinden gidecekken bir el omuzuma dokundu. ak sakallı nurani bir kişiydi. bırak diyordu. dizlerimin dermanı tükendi o an. dizüstü çökmüştüm omuzumda nurani elle birlikte.. avuçlarımdaki kanı görünce ürpermiştim. dünyalar üzerimdeydi.. kalk diyordu, kalk hadi...
sarsıntıyla gözkapaklarım aralandı. muavin başucumdaydı. bir ben kalmıştım otobüste. kalk abim diyordu ısrarla..
rüyanın yakamı bırakmaması sebebiyle onla beraber indim.. kendimi toparlayıp telefonunu çaldırdım. uzun bir süre çaldı, erkenmi aramıştım ki, melek uykusunu bozmak istemiyordum. tam kapatacakken bir ses geldi.. erkek sesiydi.. cevap verip vermeme bocalamasıyla uğraşırken, evladım ben cananın babasıyım dediğinde, ne cevap vereceğimi şaşırmıştım. cananın babası ile arası gayet iyi idi, sürekli benden bahsedermiş ama hiç görüşmemiştim.
titreyen sesle istanbulda olduğumu söyledim. bitkin bir sesle, bildiğini ve beni beklediklerini söyledi. canan dedim yutkunarak, gel dedi babası tıp fakültesinde yoğun bakım 105 numaradayız.. güvercin, kan...neler oluyor diye haykırdım. bekliyoruz oğlum dedi ve kapattı.

birinci bölümün sonu..
devam edecek

yzcmurat 28/07/2004
Şarkılarla Hasbihal/gelin eyledim

Yazarın önceki yazıları:


Ey hayat (7)
Ey hayat (3)
Ey hayat (6)
Ey hayat (4)
Yazarın TÜM YAZILARI
Yazarı takibe al

Yazıya eklenen yorumları takibe al
Yorumunuz:
 Numarayı giriniz
Not: Yorumunuz, yazar tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
Editörden

ModeratörModeratör
Merhaba


Geçen Sene Bugün...

Çetin KorkmazÇetin Korkmaz
DUMANSIZ HAVAYMIŞ

Azat DulkadirAzat Dulkadir
KOSKOCAMAN BİR HİÇ YALNIZLIK...

Ahmet TunçayAhmet Tunçay
Gelme...


RSS | Tavsiye edin | İletişim Formu | Yazım Kuralları | Bağlantılar
Yazarport'ta yayımlanan köşe yazılarının içeriğinden yazarlar sorumludur.
Yazartport'ta yayımlanan köşe yazıları kaynak gösterilmeden alınamaz.