Kamuoyunda Ergenekon davası diye bilinen bir davayı yazmak istedim. Volkan arkadaşımız: 'bir kişi hem AKP'ye karşı, hem de Ergenekon'a karşı olabilir mi?' diye sormuştu. Ben de bu sorusuna tüm açık yüreklilik ile yanıt vermeye çalışacağım.
Doküman kullanmayacağım, fazla detaylara girmeyeceğim; bol yorum yapacağım. Böylece Ergenekon davasının ne olduğunu yada ne olmadığını; veyahut ne amaçlandığını anladığım dil ile anlatmaya çalışacağım. En başında yazayım. Ergenekon davası gerçek mi? Bilmiyorum. Sanıklar suçlu mu? Bilmiyorum. Neden mi? Henüz davalar görülmektedir ve davaların mantığında bana göre hala bir şeyler gerçek görünmüyor. Ergenekon soruşturması, Ümraniye'de bir gecekonduda bulunan silah ve mühimmat ile başladı. Peki bu mühimmatlar bir soruşturma veya istihbarat çalışması ile mi tespit edildi? Hayır! Gizli tanık ihbarı ile. Bir kişinin akrabasının evine bırakılmış mühimmatlar, o kişi tarafından inkar edildi, silahların kendisinin olmadığını beyan etti. Nasıl oldu ise, birdenbire memleketin her tarafından silah ve mühimmatlar çıkartılmaya başlandı, tüm buluntular da, birileri tarafından ihbar edildi. Nasıl bir örgüt ki bu, sanıktan çok gizli tanık çıktı. Yine gizli tanıklar ile emekli subayların bilgisayarlarında bilgilere, dinlenen telefonlar ile kanıt olabilecek konuşmalar dava iddianamesine girdi. Beni kuşkuya düşüren, Ergenekon davasını yürüten Aykut Cengiz Engin'in dinlenmesi oldu. Bu mahkeme kararını nasıl ve hangi deliler ile almış olabilir anlamam mümkün değil. ancak toplumun idrakı o denli silindi ki, buna tepki dahi gösteremez oldu. Peki dinleme talebi nereden geldi? Söyleyelim... Adalet Bakanlığı! İkinci kuşkulu durum, Anayasa Mahkemesi Başkan vekili Osman Paksüt'ün eşi Ferda Paksüt'ün, eşi ile birlikte araçlarında seyir halinde iken dinlenmesi oldu. Bir araçtan şüphelenen Ferda Paksüt, araca gitti ve birilerini kendisini dinlerken yakaladı. dinlenmeleri ile alakalı bir Mahkeme kararı yoktu, üstelik Emniyet Müdürlüğü bu aracın kendisine ait olduğunu reddetti. Bu arada Ferda Paksüt şüpheli olarak yargılanıyor. Benim, bu davadan çıkarttığım sonuç, İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığının birlikte bir dava süreci yürütmekte olduğudur. AKP bir Hükümettir, bu hükümetin Bakanları'da kendi insiyatifleri ile davaya müdahale etmektedir. O halde bu dava, Hukuki bir davadan ziyade, siyasi bir davadır. suçlanmak istenen insanların cebine uyuşturucu konup yakalandığı, 'yalancı şahitlik' kavramının olduğu bir ülkede çağdaş hukuktan, 'yasal delil'den söz etmek mümkün müdür acaba?
Ben askerlerin darbe yapmak için plan yapabileceklerini düşünürüm. Çünkü Laiklik tarifini kendi içinde tam yapamamış bir Ordu'nun, 'rejimi korumak için' darbelere teşebbüs etmelerini normal karşılarım. Üstelik bu darbeleri de kör gözüne parmağı' şeklinde yapacağına inanıyorum. Bir plan bir program yapmış olsalar dahi bu planı yüzlerine gözlerine bulaştırırlar. Çünkü bugüne kadar kendilerine "ne yapıyorsun" denmediği için, önlem almaz ve kurnazlık yapmazlar. Aniden gelişen 27 mayıs darbesini çıkartırsak, her Muhtıra, her darbe, dış etkenlerin yönlendirmesi ile olmuştur. Bazı güçler darbe için ortam hazırlarlar, Generallere 'de 'başka çarenin olmadığını telkin ederler. Ordu darbe yapar, bir bakar kı ertesi gün ne suç kalmış ne de suçlu. Çünküü olayları örgütleyen ve birileri tarafından yönlendirilmiş ve yönetilmiş militanlar darbeden bir gün önce yurt dışına kaçmıştır.
Emir komuta zinciri içinde bir subaya amiri emir verir plan yapmasını isterse, plan yapar. Üstelik bunu da iç yazışmalar ile cümle aleme de duyurur. Göründüğü kadarı ile böyle bir plan yapılmış, sonradan iptal edilerek planlar yok edilmiş. Ancak ne hikmetse, bu planlar birilerinin ellerinde ve dava dosyasında. Davalılar, "bu plan iç yazışmalara uygun değil, bu bir askerin elinden çıkmış olamaz" diyor. Savcılar tam tersini iddia ediyor. Sanıkların bilgisayarlarında suç teşkil edecek dokümanlar bulunmuş deniyor ancak sanıklar, bilgisayarımız kopyalanmadı, ana kartları götürüldü, bu belgeler bilgisayara yüklendi diyor. İlginçtir, ana kartları kopyalanmış bilgisayarlardan kanıt çıkmazken, ana kartları götürülmüş bilgisayarlardan önemli kanıtlar çıkıyor. Bana göre bu dava öylesine genişletildi ve karmaşık hale sokuldu ki sonuçlanması 10 yılı bulacak. Yaş ortalamaları 70 olan sanıklar da cezaevlinde ölecekler ve davalar böyle düşecek. Dava sonuçlandığında yaşı genç olan bir kaç kişi hakkında hüküm verilecek, diğerlerinin davası 'öldükleri için' düşecek. AKP bu seçimler için bu davayı propaganda malzemesi yapacak ve darbeleri önlemek için ciddi risk alan bir parti gibi gösterecek kendisini. Ancak seçimi kaybeder ve hükümeti CHP kurarsa, iş zora girerdi. Neyse ki, Baykal bir operasyon ile saf dışı bırakıldı ve bu tehlike de bertaraf edildi. Kısacası, Ortada bir teşebbüs var sanki ve sonrasında iptal edilmiş bir plan olduğu görülüyor. Ancak kesin olarak bir şey söylemek için erken. Çünkü bu davanın bir çok safhasında burnuma komplo kokuları geliyor. Dostlukla Erdal
|