|
|
Didem Kıran (Yazar Adayı)
26 Temmuz 2010 Pazartesi
Anı-Günce
|
|
|
Sıcak Başıma Vurdu, Delirdim
|
Nihayet tatili için bilet ayırttık ve yolculuğa çıktık. Şu çok meşhur, herkesin de tercih ettiği seyahat firmasıyla. Ancak biz o seyahat firmasından hiç mi hiç memnun değiliz. Diyeceksiniz; neden o firmayla gidiyorsun o halde? Çünkü Bursa'dan Ayvalık'a giden başka firma yok! Muhteşem yolculuğumuz dar koltuklu otobüsümüzde başladı. Dar koltuk ama son teknoloji! Her koltukta televiyon var ama izlemek ne mümkün! Koltuklar çok dar olduğu için, televizyon gözünüzü ağrıtıyor. Bunun yanı sıra çok da hijyenik değil. Eskiden her koltuk için bir kulaklık ve o kulaklar için de her yolcuya bir paket verirlerdi. O paketlerde Kulaklığın etrafına geçirilecek galoş benzeri bezden bir şey olurdu. Böylece hijyen içinde müziğinizi de dinler televizyonu da izlerdiniz. Maalesef bu uygulama kalkmış. İnşallah temizdir diyerek kulaklıkları taktık. Yolculuğumuz hoşbeş geçerken Burhaniye'ye varmıştık ki, Önümüzde oturan iki yolcu otobüsten indiler. Başka yolcular da tabi. Yolun sonuna gelmemiz ve otobüsteki koltukların yavaş yavaş boşalması kalan yolcularda bir hareket başlattı. Belediye otobüsü gibi, yolcular yer değiştirmeye başladı. Otobüste dolaşanlar, şoförün yanına gidip konuşanlar, bir öne bir arkaya koltuk beğenemeyenler... Bu karmaşada bir yolcu,hikayenin esas kahramanı oluyor, yaklaşık beş koltuk gezdikten sonra bizim önümüzdeki koltuğun çok konforlu olduğuna karar vermiş olacak ki bir güzel yayıldı. Kollarını havaya kaldırdı, koltuğu da yatak gibi yatırdı. Bir de klimanın rüzgarıyla hanımın ter kokusu bize doğru savrulmaya başlayınca yolculuğumuza ayrı bir tat geldi. Evet, hava sıcak ve terlemiş olabilirsin, hepimiz insanız ve bu da insanın doğasında olan bir şey ama bir insanın topluluk içinde bulunurken iki kat dikkatli olması gerekir diye düşünüyorum. Yani en azından yola banyo yapıp çıkabilirdi. Sabır sabır bir yere kadar, benim çok sabırlı sessiz sedasız annem, önümüzdeki hanımı uyardı, koltuğunu kaldırmasını söyledi. Kadın önce bize sonra etrafına araştırır gibi bakışlar attı ve "Ne o, ne oldu?" dedi. Annem de sıkıştığını söyledi. Bizim hanım ondan sonra bir başladı ki garipliklere! Önce koltuğunu olması gereken hizaya getirdi, ardından "Rahatsız mı oldun?" diye söylendi.Hatta herkesin bu şekilde oturduğunu iddia etti. Sonra da "İsteseydim bu koltuğu kaldırmayabilirdim." dedi. Annem de bunun üzerine "Evet, kaldırmayabilirdiniz ama zaten bu koltuk sizin değil." dedi. Bizim hanım yine söylenmeye hatta bağırmaya başladı ve son sözü söyledi: - Problem bende değil sizde! Hikaye bununla bitmedi. Hanım koltuğu terketti, önlerdeki başka bir boş koltuğa geçti. Onbeş dakika geçmeden bu yeri de beğenmeyip şoförün yanına çömeldi. Bir an şoföre sarılacağını sandım. Önce şoförle tatlı tatlı konuştum, bunun akabinde "Sizi şikayet edeceğim!" diye söylenmeye başladı! Daha bitmedi. Capcanlı kedisini bagaja vermiş bu hanım. Yolun bitmesine yarım saat kala kedisinin sağlığından şüphe etmeye başladı ve bir süre de muavini oyaladı.(Yol beş saat sürüyor.) En sonunda Ayvalık Otogar'da inmek üzere otobüse binen hanım(!) Gömeç'te biz sevgili yolculara veda etti. Ne insanlar var....
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
Sponsor
Bugünkü yazılardan En çok okunanlar
|