Yazarport  

Eposta: Şifre:
05 Eylül 2010 Pazar - 13:43

Yöneliş

Fuat Türker Fuat Türker

27 Temmuz 2010 Salı

Bilim-Teknik

Darwinistler'den 'İşte Öylesine Hikayeler'-I

Bugün yeni bir yazı dizisine başlıyorum. Darwinist'lerden İşte Öylesine Hikayeler 32 Kısım Tekmili Birden..mi derler eskiler, işte öyle birşey....

Evrim literatürü, Rudyard Kipling'in hikayelerine benzeyen ve hiçbir şeyin kanıtı olmayan "işte öylesine hikayeler"le doludur.

İlk hikayemiz insanın dik yürüyüşü ve iki ayaklılığa geçiş üzerine. Bunu evrimciler su kökenli beslenmeye dayalı bir hikayeyle anlatmaya çalışırlar. Bazı Darwinistlerin kurguladığı hikayeye göre su kıyısında yaşayan hominidler (hayali evrim sürecinde yaşadığı varsayılan insansılar), su kökenli beslenmenin sağladığı çeşitli avantajlardan yararlanmış olabilir, bu da sözde evrim sürecinde iki ayaklı bir hareket tarzı kazanmalarına yol açmış olabilir.

Bu beslenme şekliyle ilgili, gıda bulma yarışında diğer etçiller tarafindan görece daha az rahatsız edilmek, gıda toplamak için daha az zaman, sosyal etkileşim ve alet yapımı için daha çok zaman, su kökenli beslenmenin sağladığı ve gelişimde önem taşıyan bazı yağ asitleri gibi avantajları sayılır. Primatların su kenarında ve suyun içinde iki ayak üzerinde durma eğilimleri de bu faydalara eklenerek, insanın iki ayaklılığının böyle bir süreçte tamamlanmış olması gerektiği ileri sürülür.

Kipling de, filin hortumunu anlattığı hikayesinde şunları yazıyordu: "Günün birinde bir yavru fil annesinin gerektiği kadar yakınında durmuyordu. Nehrin parlak sularını gördü ve meraklı bir şekilde kıyıya yanaştı incelemeye koyuldu. Suyun yüzeyinde çıkıntı yapan bir tümsek vardı ve bunun ne olduğunu merak eden fil yavrusu daha yakından bakmak için suya doğru eğildi. Birdenbire o tümsek yukarı fırladı ve küçük filin burnunu yakaladı. [Bu, bir timsahtı]... Sonra filin yavrusu kalçasının üzerine oturdu ve kendisini geri itmeye başladı, itti, itti ve burnu giderek uzamaya başladı. Ve timsah çırpınarak kıyıya doğru çekildi ve kuyruğunun darbeleriyle suyu krema gibi beyaz yaptı; timsah da [filin burnunu] çekti, çekti ve çekmeye devam etti. "

Ne kadar benzer değil mi? Evrimcilerin "işte-öylesine" yaklaşımı hakkında ise kendisi de evrimci olan S. J. Gould şu sözleri söyler:

"...Bilim adamları bu masalların hikaye olduğunu bilirler; maalesef, bunlar profesyonel literatürde fazlasıyla ciddi ve gerçeksel alınırlar. Daha sonra bunlar [bilimsel] 'gerçekler' haline dönüşür popüler literatüre girerler" ( Stephen Jay Gould, "Introduction, " in Björn Kurtén, Dance of the Tiger: A Novel of the Ice Age (New York: Random House, 1980), xvii-xviii)

Gördüğünüz gibi, Kipling'in hikayeleri gibi, Darwinist'lerin hikayeleri de sadece hayal gücüne dayanır. Suyun kenarında iki ayaklılık kazanan hayali ataların hikayesi, su kıyısında hortumu uzayan fil masalından farklı değildir.

Bilimsel görüş: Maymunların hareket şekli insanın iki ayaklı yürüyüşünden daha kolay, hızlı ve verimlidir. İnsan ne bir şempanze gibi ağaçlar arasında daldan dala atlayarak ilerleyebilir, ne de bir çita gibi saatte 125 km . hızla koşabilir. Aksine insan, iki ayağı üzerinde çok daha yavaş hareket eder. Evrimin kendi mantığına göre, maymunların iki ayaklı yürümeye yönelmeleri anlamsızdır.

Ayrıca: Bir canlı ya tam dik, ya da tam dört ayağı üzerinde yürüyebilir. (Ruth Henke, "Aufrecht aus den Baumen", Focus, Cilt 39, 1996, s. 178 ) Bu ikisinin arası bir yürüyüş biçimi, enerji kullanımının aşırı derecede artması nedeniyle mümkün değildir.

II. Hikayeyle devam edeceğiz...

Yazarın önceki yazıları:


Tesadüfler Neyi Yapabilir?
Araf'ta Gibi...
Korku ve Ümit Arasında
Sevginin Gerçek Kaynağı
Yaratılış ve Evrim
Sevgiyi Yaşayamayanlar
Kur'an ve Anarşizm
Allah'ın Kabul Ettiği Tevbe
'Ey Allah'ın Kulları Kardeşler Olunuz!'
'Rabb'inin Nimetini Durmaksızın Anlat!'
Yazarın TÜM YAZILARI
Yazarı takibe al

Yazıya yapılan yorumlar:

Doğuş Gürle 27.07.2010 00:41:46
Zaten maymunların iki ayaklı yürüyerek insana doğru bir evrim geçirdiğini hiç kimse söylemez. Söylenen olay şudur: İnsanla maymunların atasının bir olduğunu fakat milyonlarca yıl önce farklı iki kola ayrılıp tamamen farklı gelişmeye başladığı. Darwin'de bunu söylemiştir. Fakat insanlar cahil oldukları için bunu maymundan insana olarak algılamaya devam eder. Şuan dünyanın heryerinde okutulan kitaplarda altı tane insan türü gösterilir. Fakat neden insan grubuna girdiklerini bilmeden yorum yapılmaması gerek. Ona bakarsanız günümüzde soğuk kuşak insanlarıyla daha güneydeki insanların kemik yapısı birbirinden farklıdır. Soğuk iklim insanları daha küçük yapılıdır ve birçok farklı özellikler daha var bunun gibi. Bunu ne ile açıklayacaksınız? İnsanın dik yürüyüşünde bir sorunu görmezden geliyorsunuz. Bazı insanlar sırt ağrısı çeker, omurgası eğilir ve kambur olur. Bunun nedeni nedir acaba?
 
Erdal Skymen 27.07.2010 07:23:29
Allah insanı niçin yaratmıştır? Yaratarak neyi amaçlamıştır?
 
Doğuş Gürle 27.07.2010 14:40:59
Australopitbecuslar en eski homininlerdir. Afrika'da 7 milyon öncesine ait hominin özelliklerine sahip fosiller bulunmuştur. Austra'ların beyin hacimleri modern insanların beyninden oldukça küçüktür. İnsan evriminin bir parçası olarak kabul edilmelerinin nedeni beyinleri değildir. Austra'ların iskelet yapıları modern insanınkine benzerdir. Bu yüzden insan sınıfındadırlar.

Homo babilisler taş aletler yapmışlardır. Bu nedenle ilk insan türü kabul edilirler. Çünkü beyinsel bir işlev gerçekleştirmişlerdir. Bu yüzden onlara "becerikli insan" adı verilmiştir. Bu taş aletler insanoğlunun ilk yaratıcılığıdır ve en eski ürünlerdir. Bu aletler 2.5 milyon yıllıktır. Tanzanya, Etiyopya, Zaire ve Malawi'de bulunmuştur.

Homo Heidelbergensisler'in fosilleride Asya Avrupa ve Afrika'da bulunmuştur. Bergensisler'in beyinlerinin hacmi neredeyse modern insanınkiyle aynıdır. Anatomik açıdan kısmende olsa modern insanlara benzemektedirler. O dönemde Avrupa'da yaşayan at, gergedan, geyik ve mamut gibi hayvanları avladıkları ve yedikleri bilinmektedir. Bu hayvanların kemiklerinde kesik izleri bulunmuştur.

HOMO NEANDERTHALENSİSLER'in soyu ise buzul çağına denk gelmiştir. Anatomik yapıları soğuk iklime uyum sağladıklarını göstermektedir. Kısa ve kalın bir vücut yapısı, kısa kol ve bacaklar ve büyük bir beyin, soğuk iklime uygun fiziksel özelliklerdir. BU ÖZELLİKLER KUTUPLARDA YAŞAYAN GÜNÜMÜZ İNSANLARINDA DA GÖRÜLMEKTEDİR.

Bir kaç insan sınıfından bilgiler. İnsan sınıfına girmelerinin nedenleri birbirinden farklıdır.
 
Doğuş Gürle 28.07.2010 12:54:23
Her sakallıyı dedemiz sanmıyoruz zaten. Milyonlarca canlı çeşidinden sadece 6 tanesi dedemiz sayılıyor. Bu 6 tane içindende zaten bilinen 2 tane öz dede var diğerleri farklı :)
 
Erdal Skymen 29.07.2010 11:45:22
Özgür beye sorum:
Adem ve Havva birleştiler ve habil ile kain doğdu. Peki nesli devam ettiren cinsel ilişkiler nasıl cereyan etti..
Açık soru sordum, net yanıt bekleyebilir miyim?
 
Doğuş Gürle 29.07.2010 13:30:16
Öncelikle evrim kesin olmuştur diye birşey söylemem çünkü evrim bir teoridir. Benim söylediğim bugüne kadar nasıl gelindiğini en mantıklı şekilde sunan teorinin evrim olduğudur.

Sorunuza gelince ruh dediğimiz kavram direk din olgusuyla alakalı. Evrimde ruhtan söz edebilir miyiz? Diğer canlıların ruhunun olmadığını nereden biliyoruz diye bir soru sorsam cevap kutsal kitapta yazıyor olur. Peki insanın ruhunu gören yada hisseden oldu mu? Hayır. Peki ruhumuzun olduğunu nereden biliyoruz cevap kutsal kitapta yazıyor. Ruh ne kadar dini bir kavram olsada aslında görecelidir. Çoğu kişi ruhu duygularla bütünleştirir ki bana göre ruh denen şey insanın duygularından ortaya çıkan hazdır. O zaman ruh diğer canlılarda da vardır. Çünkü diğer canlılarında duyguları vardır. Gezegendeki ilk canlıların suda oluştuğunu bildiğimize göre böylesine gelişmiş bir anatomiye sahip bizlerin çamurdan yaratılma olasılığı ne kadar doğru eğer doğruysa bunun bilimsel kanıtı nerede vede çamur neyden yaratıldı? Böyle düşünürsek böyle sorular çıkar. Bunun bir başlangıcı olduğunu ve bu zincirin hareketini başlatan bir yaratıcının olduğunu mantıken bildiğimize göre, gerisi pekte önemli değil bence kısaca işin hikayesi.
 

Yazıya eklenen yorumları takibe al
Yorumunuz:
 Numarayı giriniz
Not: Yorumunuz, yazar tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
Editörden

ModeratörModeratör
Merhaba


Bugünkü yazılardan
En çok okunanlar

Ahmet AyAhmet Ay
BEN DE ''HAYIR'' DİYORUM!

Polat CanPolat Can
Genç Kız

Kağan BahadırKağan Bahadır
Nihal Atsız ve Kemalizm

İbrahim Akınİbrahim Akın
Darwinizm Sanat Akımı ve Öncüleri

Ümit SönmezÜmit Sönmez
Arka Sokaklarda Şak!Şak!lı Geceler


Geçen Sene Bugün...

Ahmet Doğan ŞimşekAhmet Doğan Şimşek
Ülkeyi kim satabilir (1)

Mustafa Nevruz SınacıMustafa Nevruz Sınacı
GÖNÜLLERDEKİ BAŞBAKAN


RSS | Tavsiye edin | İletişim Formu | Yazım Kuralları | Bağlantılar
Yazarport'ta yayımlanan köşe yazılarının içeriğinden yazarlar sorumludur.
Yazartport'ta yayımlanan köşe yazıları kaynak gösterilmeden alınamaz.