Hakkımızda


Yazar olmak en büyük hayalim belki de. Ama ben bunu bilmiyorum ya da daha farkında değilim. Yazı yazmak en büyük zevkim. Belki de ileride bir yazar olduğumda; odamda ki o karlı, güneşli.. ama herşeyden de önemlisi, adımını ilk kez orada attığım kitapların sıcaklığıyla beni büyüten odama çok şey borçluyum. Özellikle de o pencerenin yanında otururken; kar yağarken yazı yazmak bence paha biçilmez. Kar yağarken o minik hiç bir tanesi birbirine benzemeyen, pamuk gibi bembeyaz taneler aşağı doğru süzülürken izlemek ve o tanelere bakarak yazmak muhteşem. Bu kar tanelerinin her biri benim ilham kaynağım işte.

Yazı yazmayı bırakmak en son isteyeceğim şey heralde. Hiç bırakmak istemiyorum yazmayı. Bu yüzden de sürekli yazıyor, o an ki duygu ve düşüncelerimi, sinirlerimi, üzüntülerimi tek bir kağıt ile sindirmiş oluyorum. Sakın düşünmeyin: full zengin bir aileden gelmedim, katlarca büyük bir evde de oturmuyorum. Ailem eğitimci falan da değil... Her ne ise; sonuç itibari ile, imkanlarım var yine de. Önemli olan kişinin içinde olmasıdır. Asla yaşamımdan şikayetçi değilim. ASLA!!! En büyük isteğim ise; bir 'Keman' öğrenip sonsuz düşünceler ile çalmak... Muhteşem, çünkü hissedebiliyorum! Masam, odam, yatağım hele de o pencerem benim herşeyim. Tüm anılarımı burada paylaşıyorum. Bütün eşyalarıma sinmiş " ANILAR." Zorluklar, güçlükler ve sürprizler... Bunlar ile ilerliyorum. Sizde öylesiniz. Zorluk ve güçlükler karşısında asla yılmayın! Tam tersine; Daha da kuvvetli olup başınızı dimdik tutarak bu zorluklar ile savaşmayı öğrenmeniz gerek. Onlar olmasaydı; belki de yaşamanın bir anlamı olmayacaktı. En azından benim için öyle !! Sakın yazmaktan vazgeçmeyin, sakın! Yazmak çok düşünmekten iyidir.

Yani; yazarak belki de bir sorununuzun cevabını bulacak, doğru yola gitmiş olacaksınız. Çok düşünmekte iyi değil. Öz bir şekilde kafanızı yoracaksınız. Ve cevabı bulabileceğinizden de eminim. Normal sınavlara çalışarak gireriz ve notumuzu alırız. Fakat; hayatta ise tam tersi! Önce sınav oluruz. (çalışmadan) sonra öğreniriz. Ve böylelikle; neyin iyi, neyin kötü, nerede yanlışlık yapılmış, nerede yapılmamış... Bunları görürüz. Böylece yaşamın hatta yaşamanın ne kadar değerli olduğunu öğreniriz.

Yaşamanızın bir nedeni olmalı, mutlaka! "Benim hayattan beklentim nedir?, neden yaşıyorum, sebebi ne?" Bu soruları şimdi kendinize sorun ve cevaplayın. Hayatı daima sorgulamanız lazım. Yoksa nereye gittiğinizi, hangi yolda yürüdüğünüzü bilemezsiniz. Ama hayatı sorgulayarak, sağlam adımlar ile ilerleyerek yolu çizersek her zaman nereye gittiğimizi bilir ve çıkmazlardan, sorunlardan daha hızlı kurtuluruz. Yani tünelin sonundaki ışığı ve gelecek olan treni görürüz...


***

PİŞMANLIKLAR VE KEŞKELER

Başkalarına yardım etmek sizi mutlu etmeli.Ama karşılığınızı alabilen biriyse eğer! İçinizde asla "Kin ve Nefret" olmamalı...!!!
Çok sevdiğim bir söz var; "Kötümser yalnız tüneli görür. İyimser;tüneli, sonundaki ışığı görür. Gerçekçi; tünelle birlikte ışığı ve de gelecek olan treni görür" Buradan da anlaşıldığı gibi: iyilikten de öte gerçekçi olmaya özen gösterin. Başkalarının güvenini kazanmayı bilmelisiniz. Kin ve nefret ile bir yere ulaşılamadığını anlayıp, kavramalısınız.

Şems-i Tebrizi'nin dediği gibi;"ne diye böbürlenip büyükleniyorsun. Doğumun bir damla su,ölümün bir avuç toprak değil mi?"
"İyilik, güven, gerçekçilik ve en önemlisi de hayatı sorgulayarak yaşamakla; daima doğru yolda ilerlersiniz."
Sadece adımları sağlam ve güven ile atın, asla pişman olmayın. işte tüm bunlar için "KEŞKE" dememek için hayatınızın her anını bir şeyler yaparak, geriye döndüğünüzde koca bir hiç/boşluk görmek istemiyorsanız, baktığınızda dolu şeyler görüp daha mutlu olacaksınız. "-Bir şeyler yapmışım da, o vakitlerimi harcamamışım" diyeceksiniz. 

(Daha çook şeyler yazmak istiyorum, kalem bile hızıma yetişmiyor, doluyum....) En azından ben eminim ki geriye baktığımda orada parlak bir yıldızımın olacağını görecek ve boşa gitmemiş her saniyem için mutluluğuma mutluluk katacağım.... "KEŞKE" dememek için bu böyle...


Yazım kurallarını oku