E-POSTA :
ŞİFRE :
Şifremi Unuttum
Süleyman Bahçecioğlu
ASKER GÜNLÜĞÜ
4/25/2014 | Anı-Günce
Alican Alvin Çelik
TECRÜBE SANATI
4/24/2014 | Yaşam
Meryem Cici
4/24/2014 | Şiir
Ali Rıza Eroğlu
Anlamak
4/23/2014 | Şiir
Kağan Bahadır
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir?
4/23/2014 | Tarih
Menal
Ra'ya Sitem
4/23/2014 | Şiir
Ahu Melek
Oksijen
4/23/2014 | Yaşam
Alper Alkan
KÜRTÇE KONUŞAN TANSİYON ALETLERİ.....!!!
4/22/2014 | Siyaset
Eren Aydın
Arkadaşlık
4/22/2014 | Şiir
Mehmet Şar
Terörü Övmek
4/22/2014 | Siyaset
Ahmet Doğan Şimşek
Başbakanı suçlamayı adet edenlerin yanılgıları
4/22/2014 | Siyaset
A.MEHMET VURMAK
ÖLÜM VE KORKU GÜNLERİ (İLK TEMAS)
4/22/2014 | Edebiyat
Tarih : 11/20/2011
Kategori : Yaşam
Yazarı şikayet et
Ciğerimi yakan çadır...
O zaman mevsim yazdı. Aylardan Ağustos. Çok kısa sürede (ailenin nüfuzu sayesinden) erişilen çadırlarda ne kadar süre kalındığını, prefabrik evlere ne kadar süre içinde gecildiğini hatırlayamıyorum. Geriye dönüp düşününce sanki her şey çok peş peşeydi. Sadece sahunadan beter çadırlara gündüz girilemediğini hatırlıyorum. Biz şanslıydık. Tüm sülale bir arada büyük kuzenlerden birinin sürücü kursunun deneme sahasında çadırlar kurulmuştu. Tek katlı yönetim binası da fevkalâde kullanıma açıktı. Becerikli eniştemiz sayesinde hemen birkaç gün içinde foseptik çukurları açılıp tuvaletlerimiz yapılmıştı.

Ağustos ayıydı... Kar yoktu, yağmur çamur yoktu... İki ay sonra devlet ev kirası yardımı yapmaya başlamıştı. Yine tam hatırlayamıyorum ama Florya'da bir dinlenme tesisi kapılarını deprem zedelere açmıştı. Hatta gidip bakmıştık bile ama biz (babamla) eve taşınmaya karar verdik.

Genellikle insanoğlu kendi acılarının sıkıntılarının herkesten daha fazla olduğunu düşünür. Annemle kardeşimi ve daha birçok akrabamızı, dostlarımızı kaybetmemize rağmen şu anda Van'ın içinde bulunduğu durumun çok daha acı olduğunu söylemem adaletli olur.

Dün o çadır yangını ile yeniden ciğerim yandı. Günlerdir okuduğum birçok köşe yazarı, eşim, dostum onlarca fikir üretirken, hükümetin geçici de olsa, insanları yaşatmak, hayatta tutmak adına hızlı çözümler sunması daha ne kadar zaman alacak?

Ankara'dan atıp tutmadıklarını görüyoruz. Bir fiil gidip oraları gördüler. Kalıcı çözümler üzerinde düşüne dursunlar, tamam, harika ama her hâli ile öldürücü kış şartlarında, bu çaresiz insanların daha ne kadar dişlerini kısacağını bekliyorlar? Bugün çadır yangınından ölecek çocuklar, yarın zatüreden, bir diğer gün bulaşıcı hastalıktan...

"Türkiye'nin taşan ve dökülen (Ahmet Altan)" halleri içinde "bu ne yaman çelişki anne!" diye haykırıyor gönlüm...

Ahmet Selim'in 17 Kasım tarihli yazısındaki, aşağıya aldığım cümlelerine aynen katılıyorum: " Ben olsam civardaki illerin okullarını tatil ederim, onları oraya yerleştiririm. Eğitimde ne öğretiyorlar da ne aksayacak zaten? Aksayan kadarı da sonra telafi edilir. -10 derecede insancıklar bu kışı çadırda geçirebilir mi? Aklım almıyor."

Eşim, oradaki buradaki, sezondan doyalı kapalı bulunan otellerin kullanılmasından bahsetti. Bu da çok mantıklı. Yetkililer gitsin, vergi indirimi mi teklif edecek, aylık kira pazarlığımı yapacak, kullanılan elektiriğin ve suyun parasını mı almayacak artık ne yapacaksa yapsın ve fakat faturayı depremzedeye çıkartmadan, üç ay dört ay neyse insanlarımızı buraya taşısın.

Daha fazla bebek ve çocuk ölmeden lütfen bunu biran önce yapsın yoksa bu kış böyle geçmez!



Bu yazı 210 kere okundu.
Yazıya yapılan yorum bulunmamaktadır.
Yorum bolumunde bakim calismasi yapilmaktadir.
Yazarlarımızın hergün sadece bir yazısı yayımlanır. 23:59'a kadar kaydedilen yazılar ertesi gün 00:01'de yayına girer.
© Copyright 2012 Yazarport