E-POSTA :
ŞİFRE :
Şifremi Unuttum
HAMDİ ÇINAR
İLK AŞAMA:OLAN-BİTEN
9/16/2014 | Edebiyat
Gülüm Çamlısoy
ARAF
9/16/2014 | Edebiyat
Osman Ateşoğlu
MECZÛB
9/16/2014 | Genel
Mehmet yılmaz
SENİ ANDIM BU GECE
9/16/2014 | Şiir
Ümit Sönmez
Nereye Didim?
9/16/2014 | Anı-Günce
Bayram Bayrakçı
SEN..
9/15/2014 | Şiir
RECEP YILDIRIM
IŞİD KİMYASAL SİLAH KULLANABİLİR
9/15/2014 | Siyaset
Gülüm Çamlısoy
GÖRMEZDEN GELİP
9/15/2014 | Yaşam
HAMDİ ÇINAR
BİR ADET HAYAT
9/15/2014 | Edebiyat
Mehtap Gözükan
"Müşrikleri Bulduğunuz Yerde Öldürün" Ne Demek?
9/14/2014 | Genel
RECEP YILDIRIM
CHP YARIŞTA YORGUN
9/14/2014 | Siyaset
Osman Ateşoğlu
Vâris misin? Yoksa Varis misin?
9/14/2014 | Genel
Tarih : 7/28/2011
Kategori : Yaşam
Yazarı şikayet et
KÜRT'ÜN KÜRT'LE İMTİHANI II
Bingöl nere, İğneada nere? Arada yaklaşık 1560 km'lik bir mesafe var ama insanoğluna "yeryüzünün mecsid kılındığı"nı düşünecek olursak aslında mesafelerin pek de bir anlamı yok.

Derken Kürt Mehmet'in kızı ile muhabbete devam ediyoruz serin bir başka gecede.

"Kral çıplak ama" diyor, gülümsüyoruz. Evet aslına bakarsanız hepimiz kralın çıplak olduğunu biliyoruz ama düzen bir kere yalanlar üzerine kurulmuş ve kralın çıplak olduğunu görebilecek tertemiz taze beyinler de düzenin istediği gibi şekillendirilmeye devam ediyor.

"Sen de Kürtsün, Diyarbakırlı da. Aranızdaki en büyük fark nedir?" sorumuza "İstanbul, özgürlük" diyor. Karakterini şekillendiren bu iki kelimenin altında şunlar yatıyordu: Gelenekler, aşırı taassup, aşiret kültürü ve ataerkil aile yapısı altında ezilmemiş olmak, İstanbul'un kozmopolit yapısı içinde kendisi önce insan ve sonra öğretmen olarak yetiştirmek.

Bir insan ve eğitimci olarak anadilde eğitimin nedenli önemli olduğunu biliyordu. Kürtçe eğitimi sorunu yaşayan fakat anaokulundan itibaren İngilizce eğitimi almaya başlayan çocukları düşünerek, nihayetinde hepimiz İngilizce konuşmayacak mıyız, diye şakalaştık.

Kürt Mehmet "Hazal Bacım, sanma ki burası hep böyle sıcaktır" diyerek, ara ara memnuniyetimi ölçme cümleleri kurarken, bizi asıl yakan gündemin sıcaklığıydı.

Askerlerin kaçırılması, "su içene yılan bile dokunmaz" atasözünün, bağrından çıktığı dağlarda 13 askerin kumanyalarını yedikleri sırada şehit edilmesi, demokratik özerkliğin ilanı (apar topar yapılan, "biz de pek bilmiyoruz ama sonradan içini doldururuz ne de olsa!" şeklinde ilan edilmesi durumunun bana "İsmet, yarın Cumhuriyet'i ilan ediyoruz" cümlesini hazırlattığını yazmadan geçemedim) ve bu olup biten her şeyin "içinde" ve/veya "dışında" Abdullah Öcalan.. Bir Kürt'e Abdullah Öcalan'ı sormak.. Öyle bir tablo çiziliyor ki sanki Kürtler'in tek sesi BDP, tek ordusu PKK (her ne kadar parti ismi olsa da) ve tek lideri Öcalan.. Böyle mi? Sen ne düşünüyorsun, diye sordum. Öncelikle BDP ile aynı düşüncelere sahip olmadığını ancak bir eğitimci olarak insanların anadilleri ile eğitim almalarını, bu şekilde daha başarılı olacaklarını, kendi dillerini özgürce konuşabilmelerini arzu ettiğini söyledi ve ayrıca o da Öcalan'ın insanların kalbindeki yerini merak ediyormuş. Diyarbakır'da sormuş arkadaşlarına. "Öcalan senin liderin mi?" Direkt soru. Cevap da çok direkt olmuş: "Evet Abdullah Öcalan benim liderimdir. O olmasaydı bugün kimse Kürt kimliğinin bilincinde olmayacaktı. Bugün yaşanan her gelişme onun sayesindedir."

Oysa ben hâlâ aynı fikirdeyim. Yani bu "düzen" için Öcalan'ın seçilmiş olduğu fikrinde.. Öcalan'ın söylediği gibi "rolünü oynaması" için "barış" yoluna saptığını ve bu yüzden belki de artık oyun dışı bırakılmaya çalışıldığını düşünüyorum. PKK'nın, BDP'nin ve DTK'nın başına buyrukmuş gibi davranmalarının nedeni de belki de böyle düşünmemiz içindir.
Ya da gerçekten Öcalan artık barış olsun ama eşit haklara sahip olarak gelsin bu barış diye silahların susmasını siyasi hareketin hız kazanmasını ve eyalet sisteminin bir an önce hayata geçmesini (eyalet sistemi bana da mantıklı geliyor, belirtmek istedim.) istiyordur ve bunu istemeyen kaos yaratıcıları bu durumdan rahatsızdır. Öyle ya bu durum daha güçlü bir Türkiye demektir en nihayetinde..
***
Yazımız devam edecek inşallah.. yarın, diyemiyorum. Dün yayınlamayı düşündüğüm bu yazı ancak bugüne kaldı. Elimde olmayan sebeplerden dolayı yaşanan bu gecikme için özür dilerim.



Bu yazı 119 kere okundu.
Yazıya yapılan yorum bulunmamaktadır.
* Ad/Soyad Yazınız:
* E-mail Adresinizi Yazınız:
* Yorumunuzu Giriniz:
2000 karakter yazabilirsiniz.
Numarayı Giriniz
Not: Yorumunuz, yazar tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
Yazarlarımızın hergün sadece bir yazısı yayımlanır. 23:59'a kadar kaydedilen yazılar ertesi gün 00:01'de yayına girer.
© Copyright 2012 Yazarport