E-POSTA :
ŞİFRE :
Şifremi Unuttum
Ömer Aziz Demircioğlu
Doğum günüm ( babam'a)
12/29/2014 | Şiir
Hikmet Toprak
Peşine Sürgün
12/29/2014 | Edebiyat
Oğuzhan Sandıkçıoğlu
Uzak Dur Benden Kardeşim
12/29/2014 | Siyaset
Dicle Deniz
çıkmaz sokaklarım
12/29/2014 | Anı-Günce
Hüseyin Arslan
paralel ütopyası
12/29/2014 | Siyaset
Rahman Akdeniz
2015'ten Önce Geldim..
12/29/2014 | Genel
Gülce Edebiyat
Bozkırı Sarsan Zil Sesi
12/29/2014 | Kültür-Sanat
Sezer Değer
Afiyet Olsun!
12/29/2014 | Mizah
Ömer Aziz Demircioğlu
Biz ayrılırken
12/28/2014 | Şiir
Hikmet Toprak
Affım Ola
12/28/2014 | Edebiyat
Beril Yılmaz
Gözlerimi Kapasam, Sözlerini Okuyabilir miyim?
12/28/2014 | Kültür-Sanat
Osman Aydemir
SON KALE
12/28/2014 | Siyaset
Tarih : 4/2/2011
Kategori : Edebiyat
Yazarı şikayet et
Mutluluk Perisi
Yaşlı büyük annesi, kimselerin içeriye girmesine izin vermediği ve kapısının her zaman kilitli olduğu odasının kapısını o gün aralık bırakmıştı. Kapı aralığından içeriye göz atmaya başlamıştı bile hemen küçük kız, bir daha bu fırsatın belki de hiçbir zaman gelmeyeceğini düşünerek. İçerisi karanlık ve ürkütücüydü, fakat içindeki merak duygusu ile santim santim kapı aralığına biraz daha yaklaşıyordu. İçerisinin gizemi onu görünmez bir güç gibi odaya yaklaştırırken eli kapıya çarmış, kapı biraz daha aralanırken esrar perdeleri biraz daha aralanmış ve bir ürperti sarmıştı bütün vücudunu. O sırada gelirken annesine zorla aldırdığı balonu elinden düşmüş ve odanın derinliklerine doğru yavaş yavaş ilerlemeye başlamıştı.



Heyecan ve korku içinde içeriye girebileceği kadar açılan kapı aralığından balonunu almak için girmek istemişti ama önce biraz durup odanın gizemli eşyalarına göz atmaya başladı ve korkulacak bir şey göremediğinden bu eylemi gerçekleştirmek için ilk adımını odaya atmıştı ve o anda kapı birden kapanıvermişti. Korku içinde balonunu bile unutup kapıya koşarcasına varmıştı ve sanki yürüdüğü sadece bir adım değilmiş, uzun bir maratonun son adımını atmış gibi soluk soluğa kalmıştı, ayakları ise ona itaat etmek istemezcesine titremeye başlamıştı. Korku, heyecan, panik hepsi karışıp gözlerinden tam yaş olarak gelecekti ki birden karanlık oda aydınlanıp içerideki gizeminin verdiği korkunun yerine huzur dolmuştu. Şaşkın bakışlar içinde arkasını dönmüş ve odanın sonunda bulunan masanın üzerindeki garip bir saksı içinde bir bitki dikkatini çekmişti. Odanın bütün aydınlığına rağmen bu bitkinin dallarında daha önce hiç görmediği parlaklıkta yumurta büyüklüğünde bir parıltı vardı.



Kendine engel olamıyordu küçük kız, bir an önce bu parıldayan şeyi yakından görmek ona dokunmak için sabırsızlıklar içinde ağır adımlarla ilerliyordu. Hatta bu ilerleyişinde ayağına takılan balonunu bile fark etmemişti. Masanın yanına varıp bu garip saksının içindeki camdan gibi şeffaf görünen bitkinin dalındaki meyvesine dokunmaya başlamıştı. Öylesine parlak, öylesine göz kamaştırıcıydı ki belki de saatlerce orada kalmıştı bu güzelliği seyre dalarak.



Derken kapı açılmış, büyük anne içeri girmiş, fakat küçük kız bunun bile farkında değildi. Küçük kızın yanına kadar gelmiş, hiç konuşmadan karşısına geçip o da seyre dalmıştı. Bir ara gözlerini birbirlerinin gözlerine kenetleyip bütün olan biten bakışlarla anlatılmış ve anlaşılmıştı. Büyük anne içini çekerek, elini uzatıp dalındaki meyveyi koparmış ve küçük kızın gözlerinin içine bakıp;



- Bu bir mutluluk perisidir kızım ve zamanı geldiğinde dalından kopup bir küçük kızın kalbine konar. Sen nefes aldıkça o da seninle birlikte nefes alır, sen büyüdükçe oda seninle birlikte büyür, seninle birlikte yaşar. Bir gün gelecek ve o gün mutluluk perinin kanatları çıkıp uçmasını öğrenecek ve ilk uçtuğu yerin sahibinin yüzünde gülümsemelere sebep olacak. İşte o gün sende bir saksıya mutluluk ağacının tohumunu ekeceksin.



Demesiyle büyük annesinin elindeki peri, küçük kızın tam kalbinin üzerine gelir ve küçük kızla bütünleşip kaybolur gider. Aradan yıllar geçer, upuzun, ağrılı, sancılı, çoğu zaman yalnız ve günlerden bir gün, o küçük kızın kalbinden bir mutluluk perisi tohumu düşer küçük bir saksının içine, yüzümdeki gülümsemeler eşliğinde.



Bu yazı 531 kere okundu.
Yazıya yapılan yorum bulunmamaktadır.
* Ad/Soyad Yazınız:
* E-mail Adresinizi Yazınız:
* Yorumunuzu Giriniz:
2000 karakter yazabilirsiniz.
Numarayı Giriniz
Not: Yorumunuz, yazar tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
Yazarlarımızın hergün sadece bir yazısı yayımlanır. 23:59'a kadar kaydedilen yazılar ertesi gün 00:01'de yayına girer.
© Copyright 2012 Yazarport