
Hüseyin Çakır
Türkiye, Suriye'nin açık hedefi mi oldu
5/24/2013 | Siyaset

Reha Ülkü
Mallar, Pazarlar, Fiyatlar
5/24/2013 | Ekonomi

Fuat Türker
Zalimin mi Mazlumun mu Yanındasınız?
5/24/2013 | Yaşam

Ahmet Serhad
Kart-Kurtlar
5/24/2013 | Siyaset

Burak Canlı
USA Temsilciler Meclisi'nin Cumhuriyetçi Lideri John Bo...
5/24/2013 | Dünya

Ahmet Serhad
Chp ve Sol
5/23/2013 | Siyaset

Reha Ülkü
Yazarport 2013 Mart Arama Sözcükleri ve Yorumları
5/23/2013 | Teknoloji-İnternet

Ahmet Doğan Şimşek
PKK'ya ne verildi
5/23/2013 | Siyaset
Tarih : 2/12/2012
Kategori : Tarih
II. Abdülhamid'in Hususi Hayatı
10 Şubat, Sultan II. Abdülhamid'in vefatının yıldönümüydü. Sanıldığının ve öğretilenin aksine Abdülhamid, bir "kızıl sultan" misali boş bir hayat yaşayan ve hususi hayatında da "istibdat" uygulayan bir hükümdar değildi. İlber Ortaylı onu, Osmanlı'nın son hükümdarı olarak niteliyor. Bu niteleme kuşku doğurmayacak şekilde doğru bir nitelemedir.
II. Abdülhamid'in vefat yıldönümünde onun hususi hayatına dair renkli satırları paylaşmak isterim. Zira bu ayrıntılar pek bilinmiyor. Elbette okul kitaplarında Abdülhamid'in papağanını öğretecek değiliz. Bunun için, bilinmemesi doğaldır. Zaten ben de bu ayrıntılar pek bilinmediği için bu makaleyi kaleme alıyorum.
Geçtiğimiz günlerde bir bilgi yarışmasında II. Abdülhamid'in en sevdiği ve kitaplarını okuttuğu yazarın adını sordular. Cevap, Sherlock Holmes romanlarının yazarı Conan Doyle olacaktı. Demek ki bazı ayrıntı bilgiler, bir yerde karşımıza çıkabiliyor.
Abdülhamid'in kitaplar ile ilgili anıları ile başlayalım. Kızı Ayşe Osmanoğlu anlatıyor:
"Gece yatak odasında kitap okuturdu. Ayakucuna bir paravana konur, Esvapçı başı İsmet Bey kitap okurdu. Sonraları Hacı Mahmud Efendi ve Şifre Kâtibi Asım Bey de okumuşlardır. Babam uykuya dalıncaya kadar okurlar, uyuduğunu hissedince yavaşça kalkıp çıkarlardı. İkinci Hazinedar kapıyı kilitlerdi." (1)
Bu kısımdan anlıyoruz ki, Abdülhamid bu kitap okuyan isimlere güveniyor ve onlarla en zayıf halinde yani uyku halinde dahi baş başa kalabiliyor.
"Başlıca eğlencem musiki dinlemek, marangozhanemde çalışmaktan ibarettir. Ancak bunlarla uğraşırken yorgunluğumu hissetmiyorum. Gençliğimde faal bir hayat geçirdiğim halde şimdi muattal yaşıyorum. Uykuyu bile rahat uyuyamadığımdan kitap okutmak bana ninni gibi geliyor. Yarısını dinliyor, yarısını dinlemeden uyuyakalıyorum. Aklım takılıp da uykumu kaçırmasın diye ciddi eserler okutmuyorum" (2)
Selanik günlerinde de Buhari (Altıi hadis kitabından biridir) okuduğu da hususi doktoru Âtıf Hüseyin Bey'in anılarında geçmektedir.
Musiki konusunda da seçici olan Abdülhamid, bu seçiciliğini şöyle açıklamıştır:
"Doğrusunu isterseniz ben Türk'üm ama Türkçe havalardan ziyade alafranga havalar, operalar hoşuma gider." (3)
"Alaturka güzeldir ama daima gam verir. Alafranga değişiktir. Neşe verir. Piyanoda alaturka dinlenmez. Kendine mahsus alaturka sazlarla çalınmalıdır." (4)
II. Mahmud'dan itibaren İtalyan bestecilerin getirilip marşlar besteletildiği düşünülünce, Abdülhamid'in bu düzenin devamında sakınca görmediği anlaşılıyor. Yalnız Hamidiye Marşı'nın diğerlerinin aksine bir Türk tarafından (Necip Paşa) bestelendiğini de belirtmek gerekir.
Marangozluğu konusunda çok şey yazılıp çizilmiştir. Bunun için ben bu meselenin üzerine alıntı yapmıyorum. Zira herkesin malumudur. Yıldız Sarayı'ndaki dolapların, iskemlelerin büyük çoğunluğu onun elinden çıkmadır.
II. Abdülhamid, tiyatroya ve operaya da meraklıydı. Avrupa'dan gelen İtalyan sanatçıların oynadığı oyunları izler, Ahmet Mithat Efendi'nin tiyatro piyeslerini takip ederdi.
Kahve ve sigara tiryakisiydi. Öyle ki diğer kızı Şadiye Osmanoğlu, hatıralarında tahttan indirildikten sonra ilk düşündüğü şeyin babasının yol boyu sigara bulamayacak olması olduğunu yazmıştır. Bu duruma şöyle bir çözüm bulur:
"Odalardaki kutularda ne kadar sigara varsa topladım, koynuma doldurdum, çünkü yolda babama en ziyade lazım olacak şey, pek sevdiği özel sigaralarıydı. O zaman zayıftım, fakat göğsüm babama ait ufak tefek bu gibi lüzumlu şeylerle iyice dolmuştu." (5)
Kendisi de hususi doktoruna sigara tiryakiliğini şöyle anlatıyor:
"Nitekim ben de bu zıkkım sigaradan vazgeçemiyorum. Eğer bir de rakıya alışık olsaydım. Felaketim üzerine Selanik'te belki de ayyaş olurdum." (6)
Başta papağandan bahsetmiştim. Bir papağan anısıyla Abdülhamid'in hususi hayatına dair ufak notları bitirelim:
"Bir gün kalfa sütü dökmüş. Çünkü ölen kızım insan sütü içemedi. Keçi sütü verirlerdi. O sırada ben de doktor Mavroyani Paşa ile çocuğun odasına girdik. Sütü kim döktü diye sordum. Kalfa korkudan ben döktüm diyemedi. Meğer papağan, perdenin kornişi üzerinde imiş. Oradan kalfa döktü döktü dedi. Mavroyani şaştı kaldı. Çok başka bir hayvan idi." (7)
(1)Ayşe Osmanoğlu - Babam Sultan Abdülhamid
(2)Ayşe Osmanoğlu - Babam Sultan Abdülhamid
(3)Atıf Hüseyin Bey - Sultan II. Abdülhamid'in Sürgün Günleri
(4)Ayşe Osmanoğlu - Babam Sultan Abdülhamid
(5)Şadiye Osmanoğlu - Babam Abdülhamid
(6)Atıf Hüseyin Bey - Sultan II. Abdülhamid'in Sürgün Günleri
(7)Atıf Hüseyin Bey - Sultan II. Abdülhamid'in Sürgün Günleri
II. Abdülhamid'in vefat yıldönümünde onun hususi hayatına dair renkli satırları paylaşmak isterim. Zira bu ayrıntılar pek bilinmiyor. Elbette okul kitaplarında Abdülhamid'in papağanını öğretecek değiliz. Bunun için, bilinmemesi doğaldır. Zaten ben de bu ayrıntılar pek bilinmediği için bu makaleyi kaleme alıyorum.
Geçtiğimiz günlerde bir bilgi yarışmasında II. Abdülhamid'in en sevdiği ve kitaplarını okuttuğu yazarın adını sordular. Cevap, Sherlock Holmes romanlarının yazarı Conan Doyle olacaktı. Demek ki bazı ayrıntı bilgiler, bir yerde karşımıza çıkabiliyor.
Abdülhamid'in kitaplar ile ilgili anıları ile başlayalım. Kızı Ayşe Osmanoğlu anlatıyor:
"Gece yatak odasında kitap okuturdu. Ayakucuna bir paravana konur, Esvapçı başı İsmet Bey kitap okurdu. Sonraları Hacı Mahmud Efendi ve Şifre Kâtibi Asım Bey de okumuşlardır. Babam uykuya dalıncaya kadar okurlar, uyuduğunu hissedince yavaşça kalkıp çıkarlardı. İkinci Hazinedar kapıyı kilitlerdi." (1)
Bu kısımdan anlıyoruz ki, Abdülhamid bu kitap okuyan isimlere güveniyor ve onlarla en zayıf halinde yani uyku halinde dahi baş başa kalabiliyor.
"Başlıca eğlencem musiki dinlemek, marangozhanemde çalışmaktan ibarettir. Ancak bunlarla uğraşırken yorgunluğumu hissetmiyorum. Gençliğimde faal bir hayat geçirdiğim halde şimdi muattal yaşıyorum. Uykuyu bile rahat uyuyamadığımdan kitap okutmak bana ninni gibi geliyor. Yarısını dinliyor, yarısını dinlemeden uyuyakalıyorum. Aklım takılıp da uykumu kaçırmasın diye ciddi eserler okutmuyorum" (2)
Selanik günlerinde de Buhari (Altıi hadis kitabından biridir) okuduğu da hususi doktoru Âtıf Hüseyin Bey'in anılarında geçmektedir.
Musiki konusunda da seçici olan Abdülhamid, bu seçiciliğini şöyle açıklamıştır:
"Doğrusunu isterseniz ben Türk'üm ama Türkçe havalardan ziyade alafranga havalar, operalar hoşuma gider." (3)
"Alaturka güzeldir ama daima gam verir. Alafranga değişiktir. Neşe verir. Piyanoda alaturka dinlenmez. Kendine mahsus alaturka sazlarla çalınmalıdır." (4)
II. Mahmud'dan itibaren İtalyan bestecilerin getirilip marşlar besteletildiği düşünülünce, Abdülhamid'in bu düzenin devamında sakınca görmediği anlaşılıyor. Yalnız Hamidiye Marşı'nın diğerlerinin aksine bir Türk tarafından (Necip Paşa) bestelendiğini de belirtmek gerekir.
Marangozluğu konusunda çok şey yazılıp çizilmiştir. Bunun için ben bu meselenin üzerine alıntı yapmıyorum. Zira herkesin malumudur. Yıldız Sarayı'ndaki dolapların, iskemlelerin büyük çoğunluğu onun elinden çıkmadır.
II. Abdülhamid, tiyatroya ve operaya da meraklıydı. Avrupa'dan gelen İtalyan sanatçıların oynadığı oyunları izler, Ahmet Mithat Efendi'nin tiyatro piyeslerini takip ederdi.
Kahve ve sigara tiryakisiydi. Öyle ki diğer kızı Şadiye Osmanoğlu, hatıralarında tahttan indirildikten sonra ilk düşündüğü şeyin babasının yol boyu sigara bulamayacak olması olduğunu yazmıştır. Bu duruma şöyle bir çözüm bulur:
"Odalardaki kutularda ne kadar sigara varsa topladım, koynuma doldurdum, çünkü yolda babama en ziyade lazım olacak şey, pek sevdiği özel sigaralarıydı. O zaman zayıftım, fakat göğsüm babama ait ufak tefek bu gibi lüzumlu şeylerle iyice dolmuştu." (5)
Kendisi de hususi doktoruna sigara tiryakiliğini şöyle anlatıyor:
"Nitekim ben de bu zıkkım sigaradan vazgeçemiyorum. Eğer bir de rakıya alışık olsaydım. Felaketim üzerine Selanik'te belki de ayyaş olurdum." (6)
Başta papağandan bahsetmiştim. Bir papağan anısıyla Abdülhamid'in hususi hayatına dair ufak notları bitirelim:
"Bir gün kalfa sütü dökmüş. Çünkü ölen kızım insan sütü içemedi. Keçi sütü verirlerdi. O sırada ben de doktor Mavroyani Paşa ile çocuğun odasına girdik. Sütü kim döktü diye sordum. Kalfa korkudan ben döktüm diyemedi. Meğer papağan, perdenin kornişi üzerinde imiş. Oradan kalfa döktü döktü dedi. Mavroyani şaştı kaldı. Çok başka bir hayvan idi." (7)
(1)Ayşe Osmanoğlu - Babam Sultan Abdülhamid
(2)Ayşe Osmanoğlu - Babam Sultan Abdülhamid
(3)Atıf Hüseyin Bey - Sultan II. Abdülhamid'in Sürgün Günleri
(4)Ayşe Osmanoğlu - Babam Sultan Abdülhamid
(5)Şadiye Osmanoğlu - Babam Abdülhamid
(6)Atıf Hüseyin Bey - Sultan II. Abdülhamid'in Sürgün Günleri
(7)Atıf Hüseyin Bey - Sultan II. Abdülhamid'in Sürgün Günleri
Bu yazı 55 kere okundu.
Kategori: Tarih
Konu: Necip Fazıl'ın Kanuni Hakkındaki Düşünceleri
Tarih: 9/16/2012
Kategori: Tarih
Konu: İnkılap Tarihi Dersi ve İnkılap Tarihçileri
Tarih: 9/5/2012
Kategori: Tarih
Konu: İhanetler Tarihinden Bir Kesit
Tarih: 8/19/2012
Kategori: Tarih
Konu: Karabekir: Irk Meselesini Fevkalade Mühim Görüyorum
Tarih: 8/5/2012
Kategori: Tarih
Konu: Büyük Enver
Tarih: 7/15/2012
Yazıya yapılan yorum bulunmamaktadır.
- En Çok Okunan Yazılar -
- Geçen Sene Bugün -
Çok Yorumlanan
Son Yorumlanan
Yazarport Müge Anlı'da / Ahu Melek
Blog yazarı olunur, köşe yazarı doğulur! / Mahir Temur
Chp ve Sol / Ahmet Serhad
Ele Veryansın Doktrini / Serdar Ünal
NUN VE/L KALEMİ / Nezahat Evsen
Kim diyor ki 19 MAYIS ATAÜRK'Ü ANMA VE GENÇLİK VE SPOR BAYRAMI kutlanmıyor... / Barış Can
Yüreğimdeki Otizmin Farkındayım / Ahu Melek
BİR DİLEK TUT / Emrah Anıl
Halo Rebeka / Ulaş Tuzak


Yazarı takibe al
Yazarı şikayet et




































