E-POSTA :
ŞİFRE :
Şifremi Unuttum
Anarşist
Toplumsal Gerçeklik "Dolaylı Öldürtme Politikası "
7/30/2014 | Siyaset
Murat Kara
ALLAH'ım sen Büyüksün.
7/30/2014 | Genel
Hüseyin Münir COŞAR
İsrail Kaybetmemeli Diyen İÇİMİZDEKİ İSRAİLLİLER
7/30/2014 | Genel
Ümit Sönmez
Galiba en büyük hatam...
7/30/2014 | Genel
Ahmet Doğan Şimşek
Ümmetin bir parçası olmak
7/29/2014 | Siyaset
Anarşist
Tanrıların Ahlaki Savaşı
7/29/2014 | Siyaset
Halikarnas Şarapçısı
ADAM - 7
7/29/2014 | Edebiyat
Semih Yaşayan
Öğretmedin Bana Anne
7/29/2014 | Anı-Günce
Hüseyin Çakır
Yeni Türkiye nerede başlıyor, eski Türkiye nerede bitiy...
7/29/2014 | Siyaset
Çiğdem Yamaç
Yetim Çocuğun Yaşamı
7/29/2014 | Yaşam
Ümit Sönmez
Didim'de Gerçek bir alevi Derneği kuruyoruz
7/28/2014 | Felsefe
Suat Bezeng
HER ŞEYE RAĞMEN
7/27/2014 | Genel
Tarih : 2/12/2012
Kategori : Tarih
Yazarı şikayet et
II. Abdülhamid'in Hususi Hayatı
10 Şubat, Sultan II. Abdülhamid'in vefatının yıldönümüydü. Sanıldığının ve öğretilenin aksine Abdülhamid, bir "kızıl sultan" misali boş bir hayat yaşayan ve hususi hayatında da "istibdat" uygulayan bir hükümdar değildi. İlber Ortaylı onu, Osmanlı'nın son hükümdarı olarak niteliyor. Bu niteleme kuşku doğurmayacak şekilde doğru bir nitelemedir.
II. Abdülhamid'in vefat yıldönümünde onun hususi hayatına dair renkli satırları paylaşmak isterim. Zira bu ayrıntılar pek bilinmiyor. Elbette okul kitaplarında Abdülhamid'in papağanını öğretecek değiliz. Bunun için, bilinmemesi doğaldır. Zaten ben de bu ayrıntılar pek bilinmediği için bu makaleyi kaleme alıyorum.

Geçtiğimiz günlerde bir bilgi yarışmasında II. Abdülhamid'in en sevdiği ve kitaplarını okuttuğu yazarın adını sordular. Cevap, Sherlock Holmes romanlarının yazarı Conan Doyle olacaktı. Demek ki bazı ayrıntı bilgiler, bir yerde karşımıza çıkabiliyor.
Abdülhamid'in kitaplar ile ilgili anıları ile başlayalım. Kızı Ayşe Osmanoğlu anlatıyor:

"Gece yatak odasında kitap okuturdu. Ayakucuna bir paravana konur, Esvapçı başı İsmet Bey kitap okurdu. Sonraları Hacı Mahmud Efendi ve Şifre Kâtibi Asım Bey de okumuşlardır. Babam uykuya dalıncaya kadar okurlar, uyuduğunu hissedince yavaşça kalkıp çıkarlardı. İkinci Hazinedar kapıyı kilitlerdi." (1)

Bu kısımdan anlıyoruz ki, Abdülhamid bu kitap okuyan isimlere güveniyor ve onlarla en zayıf halinde yani uyku halinde dahi baş başa kalabiliyor.

"Başlıca eğlencem musiki dinlemek, marangozhanemde çalışmaktan ibarettir. Ancak bunlarla uğraşırken yorgunluğumu hissetmiyorum. Gençliğimde faal bir hayat geçirdiğim halde şimdi muattal yaşıyorum. Uykuyu bile rahat uyuyamadığımdan kitap okutmak bana ninni gibi geliyor. Yarısını dinliyor, yarısını dinlemeden uyuyakalıyorum. Aklım takılıp da uykumu kaçırmasın diye ciddi eserler okutmuyorum" (2)

Selanik günlerinde de Buhari (Altıi hadis kitabından biridir) okuduğu da hususi doktoru Âtıf Hüseyin Bey'in anılarında geçmektedir.

Musiki konusunda da seçici olan Abdülhamid, bu seçiciliğini şöyle açıklamıştır:

"Doğrusunu isterseniz ben Türk'üm ama Türkçe havalardan ziyade alafranga havalar, operalar hoşuma gider." (3)
"Alaturka güzeldir ama daima gam verir. Alafranga değişiktir. Neşe verir. Piyanoda alaturka dinlenmez. Kendine mahsus alaturka sazlarla çalınmalıdır." (4)

II. Mahmud'dan itibaren İtalyan bestecilerin getirilip marşlar besteletildiği düşünülünce, Abdülhamid'in bu düzenin devamında sakınca görmediği anlaşılıyor. Yalnız Hamidiye Marşı'nın diğerlerinin aksine bir Türk tarafından (Necip Paşa) bestelendiğini de belirtmek gerekir.

Marangozluğu konusunda çok şey yazılıp çizilmiştir. Bunun için ben bu meselenin üzerine alıntı yapmıyorum. Zira herkesin malumudur. Yıldız Sarayı'ndaki dolapların, iskemlelerin büyük çoğunluğu onun elinden çıkmadır.
II. Abdülhamid, tiyatroya ve operaya da meraklıydı. Avrupa'dan gelen İtalyan sanatçıların oynadığı oyunları izler, Ahmet Mithat Efendi'nin tiyatro piyeslerini takip ederdi.
Kahve ve sigara tiryakisiydi. Öyle ki diğer kızı Şadiye Osmanoğlu, hatıralarında tahttan indirildikten sonra ilk düşündüğü şeyin babasının yol boyu sigara bulamayacak olması olduğunu yazmıştır. Bu duruma şöyle bir çözüm bulur:

"Odalardaki kutularda ne kadar sigara varsa topladım, koynuma doldurdum, çünkü yolda babama en ziyade lazım olacak şey, pek sevdiği özel sigaralarıydı. O zaman zayıftım, fakat göğsüm babama ait ufak tefek bu gibi lüzumlu şeylerle iyice dolmuştu." (5)

Kendisi de hususi doktoruna sigara tiryakiliğini şöyle anlatıyor:

"Nitekim ben de bu zıkkım sigaradan vazgeçemiyorum. Eğer bir de rakıya alışık olsaydım. Felaketim üzerine Selanik'te belki de ayyaş olurdum." (6)

Başta papağandan bahsetmiştim. Bir papağan anısıyla Abdülhamid'in hususi hayatına dair ufak notları bitirelim:

"Bir gün kalfa sütü dökmüş. Çünkü ölen kızım insan sütü içemedi. Keçi sütü verirlerdi. O sırada ben de doktor Mavroyani Paşa ile çocuğun odasına girdik. Sütü kim döktü diye sordum. Kalfa korkudan ben döktüm diyemedi. Meğer papağan, perdenin kornişi üzerinde imiş. Oradan kalfa döktü döktü dedi. Mavroyani şaştı kaldı. Çok başka bir hayvan idi." (7)


(1)Ayşe Osmanoğlu - Babam Sultan Abdülhamid
(2)Ayşe Osmanoğlu - Babam Sultan Abdülhamid
(3)Atıf Hüseyin Bey - Sultan II. Abdülhamid'in Sürgün Günleri
(4)Ayşe Osmanoğlu - Babam Sultan Abdülhamid
(5)Şadiye Osmanoğlu - Babam Abdülhamid
(6)Atıf Hüseyin Bey - Sultan II. Abdülhamid'in Sürgün Günleri
(7)Atıf Hüseyin Bey - Sultan II. Abdülhamid'in Sürgün Günleri




Bu yazı 398 kere okundu.
Yazıya yapılan yorum bulunmamaktadır.
* Ad/Soyad Yazınız:
* E-mail Adresinizi Yazınız:
* Yorumunuzu Giriniz:
2000 karakter yazabilirsiniz.
Numarayı Giriniz
Not: Yorumunuz, yazar tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
Yazarlarımızın hergün sadece bir yazısı yayımlanır. 23:59'a kadar kaydedilen yazılar ertesi gün 00:01'de yayına girer.
© Copyright 2012 Yazarport