E-POSTA :
ŞİFRE :
Şifremi Unuttum
METEHAN EKİCİ
GİZLENEN GERÇEKLER...
10/24/2014 | Yaşam
Emre Dirik
Yeni Başlayanlar İçin Hukuk Fakültesi
10/24/2014 | Eğitim
Erdal Gökmen
"İNANMAK" VE "İKNA OLMAK" ÜZERİNE
10/24/2014 | Siyaset
Gülüm Çamlısoy
VAZGEÇEMEDİĞİM...
10/24/2014 | Edebiyat
Ümit Sönmez
Günlük – Bonzai
10/24/2014 | Anı-Günce
Aykız
İSTANBUL
10/23/2014 | Şiir
Osman Aydemir
Dido ve Biskrem Cumhuriyeti
10/23/2014 | Siyaset
Davut Milder
H.Z.MUHAMMED(s.a.v)
10/23/2014 | Şiir
Gülüm Çamlısoy
GÖZ KIRPIYORUM HAYATA
10/23/2014 | Edebiyat
Mustafa Nevruz Sınacı
Çözüm süreci isyanları, AKP vahşeti ve Misak-ı Milli za...
10/23/2014 | Dünya
Akın Dursun
SEVGİ DUVARI -Anason Kokuyor Yalnızlık-
10/23/2014 | Kültür-Sanat
Ümit Sönmez
Günlük – Çocukçeken
10/23/2014 | Anı-Günce
Tarih : 2/26/2012
Kategori : Yaşam
Yazarı şikayet et
Geri Zekalı Erkekler
Tek tek toplasan ve ateşe versen de memleketi arındıramayacaksın bunlardan. Öyle çoklar ki sanırsın yumurtaları serpilmiş dört yana ve hızla beslenip çoğalıyorlar. Tıpkı sinek larvası gibiler. Dışarıdan bakıldığında fark edilmeyen ancak yedikleri leşin kokusu yayılınca görülebilen canlılar. Aslında galiba larvacıklara bile haksızlık olur bunlarla benzeştirilmek. Esasen tam olarak adlandıramadığım için "geri zekalı" nitelemesinde bulunarak başladım. Devamını nasıl getireceğimi bilemediğim bir noktadayım. Şu an sirkeleşen yüzümü tanımlayamadığım bir nefret sardı...
Durun, durun hemen alınmayın beyler! Sizden bahsetmiyorum. Yazıya konu olanlar; zeka kıtlığından kaynaklı davranış bozukluğu gösterenler. Doğruyla yanlışı ayırt edemeyen ahmaklara karşı daha fazla sessiz kalamadım. Sessiz de değildim ama içimdeki haykırışlar hiç değilse yazıya dökülsün ve birileri duysun beni istedim. Çaresizliğime derman olmayacağını bile bile yazıyorum işte, elimden başka türlüsü gelmediği için...

Girizgah olarak sevdayı açıklamak isterim. "İki kişi arasındaki duygu birlikteliği" şeklinde kabaca özetlenebilen bir insani durum olmalı sevda. Tutkuyla sevdalanmayı " aşk" formuna soktuğumuzda ise; ilahisi, platoniği, büyüğü gibi bir takım biçimleriyle karşılaşırız. Erkek ve dişi arasında yaşanan tutku, kimi zaman dehşet verici senaryoya dönüşebiliyor. Kim bilir belki de çoktan bitmiş olan olumlu hislerin, yerini nefrete bırakmasıyla gün ışığına çıkan düşmanlığa kadar varıyor o "sonsuz aşk" Erkeğe pompalanan saçma sapan namus olgusunun itici gücüyle üçüncü sayfa haberleri de arttıkça artıyor.
Kanıksanmış, kadere boyun eğen bakış açısına isyanım!
"Ya benim olacaksın, ya kara toprağın" mantığıyla işlenen cinayetlere kim, ne vakit " DUR!" diyecek? Aşkın karşılık bulmadığı halleri bu geri zekalılara kim anlatacak? Beyhude çırpınmaların, mermilerin, bıçakların, ikna çabalarının manasızlığını kim dikte edecek kıt beyinlilere?
"Kıt beyinli" dedim de; hükümeti temsil yetkisi bulunan bazı bürokratları da bu kapsamda değerlendiriyorum. Misal; herifi emniyetteki görevinden alıp ödüllendirmişler vali yapıp. Vilayete hizmeti öngörülmüş zatın! O memlekette yaşayan sıradan bir vatandaş da sekiz kez suç duyurusunda bulunmuş. Demiş ki " kızımız taciz ediliyor şu isimli şahıs tarafından. İstemediği bir ilişkiye zorlanıyor on altı yaşındaki evladımız. Siz devlet olarak korumalısınız yavruyu, çünkü biz yetersiz kalıyoruz bu şehir eşkıyasına karşı." Bir dolu evrak doldurulmuş. Yazışmalar haftalarca sürmüş. Bu arada o geri zekalı hala kızın peşinde. Nasılsa devlet hantal. Kaldıramıyor polisini çöktüğü iskemleden. Öyle ya canım, her şikayetçiye bir koruma mı tahsis edilsindi? Mühim işleri kovalayan polisin tacizci katillere ayıracak mesaisi yoktu. Ana baba olarak kızlarını korusunlardı kolaydıysa!
Sonrası malumunuz... Yol kesme, birkaç kurşunla katledilen iki genç kız, yanan yürekler, valinin taziye ziyareti, "devlete güvenin" temennileri, katili bulma vaatleri, eşkıyanın kendini gebertmesi ile yoğun devletin işini kolaylaştırması falan...
Kanıksanmış olduğunu söylemiştim. Olayın üstüne gidemeyen, gencecik iki kızın hayatını koruyamayan görevliler bugün mesleklerindeki üstün gayretleri nedeniyle vicdanları huzurla dolu maaşlarını alıyorlar. Öte yanda; kadının ömür boyu tapulanması hakkını aşkla aynı kefeye koyan zeka yoksunları iş başında. Sağımız solumuz onlarla çevrili. Kah namus davasında! Kah aşk körlüğünde! Patır patır SEVDİKLERİ kadınları öldürüyorlar. Asıl ölen ERLİĞİN farkında olmaksızın...

YASEMİN ÖĞÜRÜYOR

AŞK; Asla zorlamayla yakalanmayacak sarhoşluktur.



Bu yazı 217 kere okundu.
Yazıya yapılan yorum bulunmamaktadır.
* Ad/Soyad Yazınız:
* E-mail Adresinizi Yazınız:
* Yorumunuzu Giriniz:
2000 karakter yazabilirsiniz.
Numarayı Giriniz
Not: Yorumunuz, yazar tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
Yazarlarımızın hergün sadece bir yazısı yayımlanır. 23:59'a kadar kaydedilen yazılar ertesi gün 00:01'de yayına girer.
© Copyright 2012 Yazarport