E-POSTA :
ŞİFRE :
Şifremi Unuttum
METEHAN EKİCİ
GİZLENEN GERÇEKLER...
10/24/2014 | Yaşam
Emre Dirik
Yeni Başlayanlar İçin Hukuk Fakültesi
10/24/2014 | Eğitim
Erdal Gökmen
"İNANMAK" VE "İKNA OLMAK" ÜZERİNE
10/24/2014 | Siyaset
Gülüm Çamlısoy
VAZGEÇEMEDİĞİM...
10/24/2014 | Edebiyat
Ümit Sönmez
Günlük – Bonzai
10/24/2014 | Anı-Günce
Aykız
İSTANBUL
10/23/2014 | Şiir
Osman Aydemir
Dido ve Biskrem Cumhuriyeti
10/23/2014 | Siyaset
Davut Milder
H.Z.MUHAMMED(s.a.v)
10/23/2014 | Şiir
Gülüm Çamlısoy
GÖZ KIRPIYORUM HAYATA
10/23/2014 | Edebiyat
Mustafa Nevruz Sınacı
Çözüm süreci isyanları, AKP vahşeti ve Misak-ı Milli za...
10/23/2014 | Dünya
Akın Dursun
SEVGİ DUVARI -Anason Kokuyor Yalnızlık-
10/23/2014 | Kültür-Sanat
Ümit Sönmez
Günlük – Çocukçeken
10/23/2014 | Anı-Günce
Tarih : 2/7/2012
Kategori : Tarih
Yazarı şikayet et
Kimlik Kimlik Üstüne ve Seyit Rıza
Kimlik Kimlik Üstüne ve Seyit Rıza

Tarihi dara çeken kör dervişin ağzında,
Çiğnenip duran sakız ne seyittir ne Zaza.
Düğümlenmiş duruyor cahilin boğazında,
Boğulmaya mahkûmdur düşüp kalan çıkmaza.

Ozan Teslim Abdal hakkında araştırma yaparken; yolum, daha önce görev yaptığım ve özlemini çektiğim Elazığ iline düştü. Teslim Abdal'ın Baskil Tabanbükü (Şeyh Hasan) köyünden olduğu varsayımıyla ( En azından birisi Tabanbüklü) hayatı ve şiirleri hakkında bilgiler bulmaya çalışırken köyün kurucuları olan iki kardeş Şeyh Hasan ve Şeyh Ahmet'in Türk kökenli ve Yesevi Ocağından nasiplendiğini öğreniyoruz.

Baskil'in Kumlutarla köyünde bulunan ve adını Şeyh Hasan soylu Bahşi Han'dan alan Şıh Bahşişli Ocağı Dedesinin (adını hatırlayamadım) seksenli yıllarda çok ekmeğini yedik, suyunu çayını içtik. Ölmüşse Allah rahmet eylesin. Hayatta ise sonsuz saygılar.

Bazı çevrelerin: "Kürtçü lider, devrimci lider, özgürlükçü lider, mert bir Kürt vs." diye yere göğe sığdıramadıkları, Genç Türkiye Cumhuriyetine isyan eden ve 1937 yılında asılan Seyit Rıza için farklı seslerin varlığından bahsetmek istedim bu yazımda.

Hiçbir sözünü belgesiz söylemediğini açıklayan ( Kazakistan belgeleri, Pamir belgeleri, Medine Vesikası, Selçuklu belgeleri, Osmanlı belgeleri, Başbakanlık belgeleri gibi) ve uzun yıllar alevi ocakları hakkında araştırma çalışmaları yapan aynı zamanda Şeyh Hasan Ocağı mensubu bir Türkmen alevisi olan Sayın İsmail Onarlı şöyle diyor: "Türk ve Bayat boyundanız. Dedemizin Bayat boyuna ait damgamız var, sancağı var, seceresi var, vakfiyeleri var." Aşiretin geliş yeri olarak da Bugünkü Kazakistan'ın Türkistan kenti ile Çimkent arasında bulunan Üç Kurgan bölgesini işaret ederek: "Atamız Oğuzların Bozok kolunun Günhanoğulların Bayat boyunun On-Er oymağındandır"diyor.

Bir takım çevrelerce Şeyh Hasan Ocağının Kürt ve Zaza olarak telakki edilmesine rağmen, yine elindeki belgelere ve Bodik gibi Tunceli yöresi belgelerine göre, Şeyh Hasan Ocağı'nın aşiret olarak ağırlıklı olduğu yörenin Tunceli olduğunu ve Seyit Rıza'nın da Türk olduğunu belirtiyor. Seyyid Rıza'nın Şeyh Hasan'ın evliliklerinden birisi olan Tunceli yöresi beyinin kızı ile evliliğinden olan Selahattin'in torunlarından Şeyh Hasan'ın soyundan geldiğini açıklıyor. Tunceli yöresindeki Şeyh Hasan soyluların Yavuz döneminde hayatlarını kurtarmak için Tabanbükü köyünden dağlık bölge olan Tunceli tarafına gittiklerini vurguluyor.

Araştırmacı, Seyit Rıza'nın: "Bi hatayık, evladi Kerbelayık" , sözünü öne çıkararak, Türkmen olduğundan dolayı, Kürt olduğu için değil Alevi olduğu için asıldığını söylüyor.
Şeyh Rıza'nın kimliği ile ilgili benzer bilgileri yine araştırmacı gazeteci yazar Rıza Zelyut da "Dersim İsyanları ve Seyit Rıza Gerçeği" adlı kitabında paylaşıyor. Seyit Rıza'nın Türk olduğuna vurgu yaparak, silahlı güç oluşturup çevreye zarar vermekten ve yağmacılıktan dolayı 1912 yılında idama mahkûm edildiğini ve affedildiğini belgesiyle sunuyor. Özetle: Belgelere dayanarak; bölgede tek adamlık konumunu korumak için Kürtçülere sırtını dayadığını, Koçkiri aşiretinden elini kana bulayanları koruduğunu, kendisine Atatürk tarafından gönderilen Diyarbakır Valisi Alevi kökenli Ali Cemal'in, topraksızlara dahi toprak verileceği sözünü dinlemediğini ve derdinin Alevlik değil kendi otoritesini korumak olduğunu açıklıyor. Ve ekliyor: Gerçek ocakzadelerin Seyit Rıza'yı dikme dede olarak nitelendirdiğini söylüyor. 2. Dünya Savaşının patlayacağı belli iken reformlara karşı gelip, yöre halkını kandırarak Türkiye Cumhuriyetine karşı silaha sarıldığını, yenileceğini anlayınca, Dersim Generali unvanıyla İngiltere'den yardım istediğini belirtiyor.

'Bir zamanlar bölge valisine "Dersim'de her taşın altında bir Seyit Rıza var, sen hangisini arıyorsun?" diye kafa tutan, mahkemede ise "Ben tek kurşun bile atmadım, uçağa kurşun atan uşağımı tokatladım." diyen Seyit Rıza'nın bu tavrından günümüzün Tunceli insanı gereken dersi çıkarmış ve Mustafa Kemal'e gönülden bağlanmıştır' diyor Sayın Rıza Zelyut.

Devlet, kendini korumak için döktüğü, derebeylik uğruna isyan eden ve ayrılıkçı asi kanından dolayı sorumlu tutulamaz.
Osman Öcal





Bu yazı 296 kere okundu.
Yazıya yapılan yorum bulunmamaktadır.
* Ad/Soyad Yazınız:
* E-mail Adresinizi Yazınız:
* Yorumunuzu Giriniz:
2000 karakter yazabilirsiniz.
Numarayı Giriniz
Not: Yorumunuz, yazar tarafından onaylandıktan sonra yayınlanır.
Yazarlarımızın hergün sadece bir yazısı yayımlanır. 23:59'a kadar kaydedilen yazılar ertesi gün 00:01'de yayına girer.
© Copyright 2012 Yazarport