E-POSTA :
ŞİFRE :
Şifremi Unuttum
Süleyman Bahçecioğlu
ASKER GÜNLÜĞÜ
4/25/2014 | Anı-Günce
Alican Alvin Çelik
TECRÜBE SANATI
4/24/2014 | Yaşam
Meryem Cici
4/24/2014 | Şiir
Ali Rıza Eroğlu
Anlamak
4/23/2014 | Şiir
Kağan Bahadır
Atsız Bey'in İlk Eşi Mehpare Hanım Kimdir?
4/23/2014 | Tarih
Menal
Ra'ya Sitem
4/23/2014 | Şiir
Ahu Melek
Oksijen
4/23/2014 | Yaşam
Alper Alkan
KÜRTÇE KONUŞAN TANSİYON ALETLERİ.....!!!
4/22/2014 | Siyaset
Eren Aydın
Arkadaşlık
4/22/2014 | Şiir
Mehmet Şar
Terörü Övmek
4/22/2014 | Siyaset
Ahmet Doğan Şimşek
Başbakanı suçlamayı adet edenlerin yanılgıları
4/22/2014 | Siyaset
A.MEHMET VURMAK
ÖLÜM VE KORKU GÜNLERİ (İLK TEMAS)
4/22/2014 | Edebiyat
Tarih : 1/5/2012
Kategori : Sağlık
Yazarı şikayet et
Cüpbeli Ahmet Hoca Ekseninde Tekel İşçileri Ve Özgürlük Talepleri

Daima belirttim. Hukuktan anlamam. Felsefe bilmem. İlkokul tahsilimin dahi olduğu söylenemez. Buna karşın yazıyorum. Karma değişken yazılar. Geçenlerde Cüppeli Ahmet Hoca ve uzun tutukluluk süreleri isimli bir yazı yazdım.
Yazı üzerine beni samimi ve yürekli Gazeteci kardeşlerim aradı. Tıklanmada rekorlar kırılmış. Tıklayan tıklayana yorum üzerine yorumlar. Anlaşılan o ki Cüppeli Ahmet Hoca'nın sevenleri oldukça fazla. Ben de yazayım dedim mahvolmak pahasına tutsak alınmak pahasına ocağımın sönmesi pahasına yazayım dedim. Allah için Kuran için Peygamberimiz için yazayım dedim.
Hak bildiğimiz yoldan dönmek yok. Amerikancılarla işbirliği içerisinde bulunanlara secde etmek yok. Ya İstiklal Ya Ölüm! Cümlelerini söyleyen bir yazarın sizce anlatmaya çalıştığı ne ola ki?
Bakıyorum ve görüyorum Fransa'ya bir düşmanlıktır başlamış. Nafile bugün. Bakıyorum ve görüyorum Amerikan yetiştirmelerinin oyuncağı haline gelmiş sevdalılar coğrafyaya zarar vermekte.
Cüppeli Ahmet Hoca şu an da nerede? Kiminle? Cüppesini aldılar mı? Sakallarını kestiler mi? Vay Cüppeli Ahmet Hocam vay ki ne vay.
Coğrafya da balkondan düşenler coğrafya da trafik kazasında ölenler. Coğrafyalar da zehirlenenler. Suikastlar. Tehditler. Baskılar. İlişkiler. Gözdağları ve bitmeyen birbiri ardına devam eden tutsaklıklar.
Avrupa'nın ABD dayatmasıyla uydurup başucuna koyduğu Evrensel İnsan Hakları yalanı!
Bir zamanlar Tekel İşçileri vardı. O zamanlar da karalanan onlar birden bire halkın gözünde değer kaybettiler. Kurulan çadırlar. Evet, kurulan çadırlar belki tanklarla ezilmemişti. Evet, ve belki de füzelerle de vurulmamıştı. Ama tam orada ve tam o anda insanlık öldü. Çadırlar söküldü. Belki dişler ve belki de tırnaklar ve beklide kalplerde. Kazanan egemen kuvvetlerdi. Kazanan kötülüğün ve korkunçluğun gerçekliğiydi.
Kaybedeceğiz. Kaybetmeye ayarlıyız. Komünist diye itham edecekler. Ateist diye sürecekler. İtecekler. Parçalayacaklar. Sana Alevi bana Kürt diyecekler. Sen senin derdinde! Ben benim derdimde. Derman yok. Seni vuracaklar. Beni koparacaklar. Tutsaklıklar.
Birisi inanmaya görsün. İnandığın her neyse yerin dibine gömerler. Üstlerine gökdelenler. Üstlerine modern dünyanın Guantonamaları.
Bağımsız değiliz. Bağımlı ve bağımlı! Özgür değiliz. Açık cezaevi. Uyarsan ve şanslıysan yaşarsın. Onlardan olursan koşarsın. Olmadı tutsak alınır olmadı cüppeni alırlar olmadı sakalını keserler. İtibarsızlaştırırlar. Bugün sana yarın bana.
İsyan ediyorum. Verecek bir canım. Alacak cesaretin varsa. Daha da durma. Pes etmeyeceğiz. Özgürlük taleplerimiz Tam bağımsızlık isteklerimiz ve Kodamana itibar etmeyişimiz ondandır.
Cübbemi de alsan sakalımı da kessen pes etmeyeceğim diyebilenlere adanmıştır. Mersin İçel Burak Canlı



Bu yazı 174 kere okundu.
Yazıya yapılan yorum bulunmamaktadır.
Yorum bolumunde bakim calismasi yapilmaktadir.
Yazarlarımızın hergün sadece bir yazısı yayımlanır. 23:59'a kadar kaydedilen yazılar ertesi gün 00:01'de yayına girer.
© Copyright 2012 Yazarport